15 Mart 2025 Cumartesi

KÖTÜLÜKLER YOK OLSUN GÜZELLİKLER ÇOĞALSIN

Ülkemizin önemli gruplarından birinin CEO’su, şirketin bir başka üst düzey yöneticisini, çalışanlara gönderdiği Ramazan kutlama mesajı nedeniyle ikaz ediyor. Konu duyuluyor ve bu uyarısı nedeniyle “inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” suçundan gözaltına alınıyor. Akabinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor.

Konunun iki yönetici arasında bir geçmişi olduğu falan söylendi. Öyle de olabilir. Bu bir iç yazışma olabilir. Ya da ifadesi alınıp bırakılmış olabilir vs. Hiç önemli değil. Koskoca bir ülkenin gündemine düştü mü? Düştü. CEO gözaltına alındı mı? Alındı. Gazeteler yazdı. CEO istifa etti. Yedi düvel duydu mu? Duydu. Peki şimdi bu hoş mu oldu ülkemiz adına?

Nasıl üzülmeyeceksin? Şu canım ülkede güzel şeyleri, güzellikleri konuşmak varken mevzuya bak. Ne bu? Tahammülsüzlük mü?. . .  Sağduyu, hoşgörü bu kadar mı yitip gitti bu ülkeden?

Ramazan gelir. Oruç tutarsın tutmazsın, o kişinin kendisi ile ilgilidir. Tutan tutmayana karışmaz, tutmayan tutana karışmaz, hatta iltifat eder, “Allah kabul etsin” diyerek ibadetinin kabul olması dileğinde bulunur. Oruç tutmak sadece aç kalmak demek değildir. İnsanın her manada kötü olandan uzaklaşması, nefsini kontrol etmesidir ki Ramazan ayında bir sükun, bir huzur ortamı hasıl olur. İftar yemekleri düzenlenir, birbirlerine iftara gidilir. O kadar ki farklı inançlardan insanlar da iftarlara davet edilir. Onlarda bu davete icabet ederler. Özenle hazırlanmış sofralarda hep birlikte yerler yemeklerini. Gönüller ısınır. Kaynaşır. Bir olunur. Kenetlenir insanlar birbirine. Çok hoş değil mi? Çok güzel değil mi?

Muharrem ayı da öyledir. Özeldir, kıymetlidir. Yine muharrem ayı içinde aşure günü vardır. Türkiye’de yetişip de aşure sevmeyen yoktur sanırım. Hangi inançtan, hangi mezhepten olursa olsun aşureler yapılır. Komşulara dağıtılır. Ağızlar tatlandırılır. Yine gönüller ısınır, toplum kaynaşır, bir olunur, kenetlenir insanlar birbirine.

Küçüktüm, rengarenk yumurtaların ikram edildiği Paskalya günü vardı. Dini, mezhebi yoktu. Hayal mayal hatırlıyorum. Öyle bir çok renk yoktu ama renkli yumurtalar ne hoşuma giderdi. Komşuyu komşuya, insanı insana yakınlaştıran şeylerdi bunlar. Şimdi yapan var mı bilmiyorum. Komşularımın arasında elinde yumurta ile kimseyi görmüyorum. Sadece iş dünyasında, o da uluslararası ortamlarda, kimi zaman Hristiyan inancındaki iş arkadaşlarımızın Paskalya’sını kutlama şeklinde. Hatta sosyal medyada cılız bir şekilde. Ne olurdu sahip çıksaydık? Olmayınca daha mı iyi oldu?

Bırak onu çıkıyor birisi “yılbaşı kutlamak günah” diyor. Hele bir de kitlesi varsa, üç kişi, beş kişi fark etmez birilerini etkiliyorsa vay halimize. Ne dediğinin, ne yaptığının, nelere sebep olduğunun farkında değil. Toplumda yeni yılı kutlayanlara karşı bir tepki, ikilik oluşturuyor. Oysa yeni yılı, gecenin kısalmaya, gündüzün uzamaya başladığı 22 Aralık’ı kutlama, Nardugan Bayramı, hatta hatta geyikleriyle, arabasıyla Ayazata ile Karkız bizim kültürümüzde var. Ne yazık unutulup gitmiş. İşin aslı batıdan almış falan değiliz. Hoş batıdan alsak ne olacak? Güzel olanı, seni birbirine kenetleyecek olanı, bir araya getirecek olanı sahiplensen ne olacak?

Yoook olmaz! Bir diğeri çıkıyor, vay efendim “Noel dediğin Hristiyanlık propagandası”ymış. Olabilir. Velev ki doğru. Varsayalım Hollywood tüm bu Noel filmlerini propaganda amaçlı yapıyor, yapmış olsun. Noel hazırlıkları başlıyor. Çam ağaçları, evler süsleniyor. Hediyeler alınıyor. Bir araya geliniyor. Amerika’da bir de Şükran Günü var. Aile bir araya geliyor. Birlikte yemekler yeniyor vs. Tıpkı bizim iftar yemekleri gibi. Velev ki propaganda, evet tüm dünyayı imrendiriyor. Evet o filmler izleniyor. Sen de yap! Bizim bayramlarımızın zemini çok daha eski, ihtişamlı. Mesela Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı diye ikilik yaratacağına, ister “Şeker” ister “Ramazan” olsun, dünyaya tanıt. Bugünün koşullarına en uygun haliyle daha bir sahip çık. Dünyaya sevdir. Yapamıyorsun değil mi? Neden? Çünkü tüm enerjini pozitif tarafa değil, negatif tarafa sarf ediyorsun. Tarafgirlikle, ikilik çıkarmakla uğraşıyorsun. Laik bakış açısına ait her konuya karşısın.

Toplumu birbirine kenetlemek için bu toprakların neleri neleri var. Nevruz’ları, Hıdırellez’leri var. Tüm dünya çocuklarını bir araya getirdiğimiz, dünyanın ilk çocuk bayramı 23 Nisan’ımız var bizim. 23 Nisan geleceği inşa edecek çocuklarımıza dostluk, kardeşlik, barış mesajı vermesi açısından o kadar kıymetli ki! Çok çok daha görkemli kutlanabilir. Tüm dünyaya çok daha fazla duyurulabilir. O kadar ki tüm dünyada kutlanan bir gün olabilir. Merkezi Türkiye olur. Dostluk, kardeşlik, barışın tohumları Türkiye’den atılmaya başlamış olur. Ne büyük bir onur. TV’ler için yaptığımız dizilerimiz yurt dışında önemli bir seyirci kitlesine ulaşıyor. Bu dizilerde peyderpey 23 Nisan işlenebilir. Yeter ki enerjimizi şu kutlanmaz, bu kutlanmaz yerine güzel olana sahip çıkmaya harcasak. Bayramlarımızı sönükleştirmek yerine çok daha coşkuyla kutlasak. Çok daha fazla sahip çıksak. 29 Ekim’ler, 19 Mayıs’lar, 30 Ağustos’lar ne kıymetliler. Sahip çıkılırsa yıllar sonra verdikleri mesaj anlamında ve özellikle birbirimize kenetlenmemiz, tek yumruk olmamız, taş gibi olmamız anlamında çok daha fazla kıymetli olacaklar.

Duracaksak bizi bölenden, ayrıştırandan uzak duralım. Bizi bir araya getirene sahip çıkalım, güzele, güzelliklere sahip çıkalım. Kötülükler yitip gitsin, yok olsun, güzellikler çoğalsın. Değilse yazımın başındaki saçma hallere düşeriz vesselam.

Ayaz Ata Yakutistan
Ayaz Ata Türkmenistan



KÖTÜLÜKLER YOK OLSUN GÜZELLİKLER ÇOĞALSIN

Ülkemizin önemli gruplarından birinin CEO’su, şirketin bir başka üst düzey yöneticisini, çalışanlara gönderdiği Ramazan kutlama mesajı neden...