30 Aralık 2017 Cumartesi

BİR ÜLKE HAYAL EDİYORUM . . .

Bir ülke hayal ediyorum,
alabildiğine özgür!

Baskının hiçbir türü,
ne psikolojik olanı,
ne mahalleden geleni var!

Caddelerinde, sokaklarında
çıplak ayakla yürüyebilecek,
şarkı söyleyebilecek,
ıslık çalabilecek kadar özgür.

Çocuklar yetişiyor,
zihinleri parlak, pırıl pırıl,
zihinleri limitsiz,
düşünebilen çocuklar.

Fikirleri hür,
vicdanları hür,
irfanları hür.

Yalnızca ve yalnızca
iyi insan olmaya,
bir işe yaramaya güdülenmişler.
Ahlaklı olmaya,
mutlu olmaya.
Ne para, ne pul, ne koltuk,
erdemli olmaya,
namuslu olmaya.

Bilime inanmışlar mesela, çalışmaya…

Gelir dağılımı adil.
Herkesin doktor, mühendis, olmak istemediği.
Teknisyen, terzi, tezgahtar,
berber, bahçıvan , şoför de
olunmak istenen bir ülke.

Tüketimle değil,
üretimle büyüyen,
borçsuz harçsız,

işsizliği değil,
işçisizliği problem olan bir ülke.

Köylüsü, kentlisi,
işçisi, emeklisi
ve dahi yeni mezun öğretmeni
mutlu olan bir ülke.

Abi, kardeş, büyük, küçük değil,
herkesin bir olduğu!
Kürt’ün Türk’ten,
Laz’ın Çerkes’ten,
Ne farkı var Alevi’nin Sünni’den,
caminin cem evinden,
havranın kiliseden?

Gerçekten Allah’a yöneldiysen!

Bir ülke hayal ediyorum
Sevgi, saygı, hoşgörü küpü.
Sağduyu paçalarından akıyor.

Her bir karışında vicdan,
her bir adımında adaletin hüküm sürdüğü,
yargısı bağımsız,
yargısı adil,
baştan aşağıya herkesin
halka hesap verdiği bir ülke.

ZAFER Mİ? FIRSAT MI?

Çok geçmişe değil şöyle 70’li, 80’li yıllara dahi baktığımda “iğneyi evvel kendine batır, sonra çuvaldızı başkasına.” diyen bir millet olduğ...