Kemalizm bir diğer deyişle Atatürkçülük ile ilgili olarak birilerinin Atatürkçü ya da Kemalist olmak dar bir kalıpmış havası yaratmaları, direk sol düşünceye mal etmeleri, sanki çok da iyi bir şey değilmiş gibi konuşup, yazmaları artık iyice kabak tadı verdi. Niyetlerinin ne olduğunu önemsemeksizin, bilerek, bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek bu havayı yaratan ve yayanlara artık iyi gözle bakmıyorum. İstikbalimiz için, çocuklarımızın istikbali için iyi bir iş yapmadıkları kesin.
Yeter
artık Kemalizm’e, Atatürkçülüğe bu kadar haksızlık, bu kadar nankörlük. Dedim
ya iyi niyetle dahi olsa sapla samanın bu kadar karıştırılması hoşuma gitmiyor.
Hiçbir vatanseverin de gitmemeli.
Hadi
Atatürk’ü sevmeyenleri anlıyorum ve onlara “Allah sizi ıslah etsin, akıl, fikir
versin” diyorum. Trajikomik ama yine Atatürk ve silah arkadaşlarının sağladığı
imkanlarda, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinde suç işlemedikleri sürece düşünürler,
konuşurlar. Ulaşabildikleri insanları kendilerine benzetmeye çalışırlar. Umarım
Türkiye Cumhuriyeti için risk oluşturacak hacme ulaşamazlar. Olanlarınsa değişebilme
ihtimali çok zayıftır. Çünkü onlara tesir eden yaklaşım cahillikten beslenir ve
dogmatik bir anlayışı yerleştirmiştir. Kimi zaman dini, kimi zaman mezhebi
kullanan, kimi zaman ise Türkiye düşmanı odakların oyuncağı olmuş, farkında
olsunlar olmasınlar ülkeyi bölmeye çalışan bir yapı olarak karşımıza çıkarlar.
Bölmek dedim ya nasıl bölecek? Ülkenin, devletin akıl diyen, bilim diyen, fen
diyen kurucu iradesini, kurucusunu, onun ilkelerini yani binanın subasmanını, temelini
yıpratacak ki, hasara uğratacak ki amacına ulaşsın. Ülkenin selameti açısından
senin yapman gerekense Atatürkçü düşünceye, ilkelerine, devrimlerine, milli gün
ve bayramlarına, toplumu bir arada tutan değerlere sıkı sıkıya yapışmak ve
hukuk dairesinde muhtemel tehditlerle mücadele etmektir.
Bunlar
bir profil ve hatta belki en samimi profil. Neden? En azından biliyoruz ki
Atatürkçü düşüncenin karşısında olduklarını açıkça söylüyorlar.
Oysa
başka profiller de var. Mesela bir tanesi Atatürk’ü, cumhuriyeti, demokrasiyi, hukuk devletini
benimsediğini söyler. Kendine göre devletine düşkündür, halkçıdır, laiktir,
inkılapçıdır, milliyetçidir. Ama diğer taraftan şu ya da bu çekincesinden dolayı
veya herhangi bir mahallenin baskısından, ya da bir menfaatten Kemalist’im,
Atatürkçüyüm diyemez, diyenin yanında da duramaz.
Bak başka bir enteresan profilden bahsedeyim.
Mesela ben “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına namus ve şerefi
üzerine yemin edip” sonra Atatürkçülük ile ilgili her türlü alakasızlığı
yaşayan ve yaşatanlar var. Nasıl oluyor bu? Samimi, dürüst bir yaklaşım mı bu? İlginç
değil mi? Fikren Atatürkçü değilsen onun ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına
namus ve şerefin üzerine nasıl yemin ediyorsun? Ağır bir tezat yok mu?
Ha siz şimdi bana diyeceksiniz ki “yahu
birileri de devletin varlığını ve bağımsızlığını, dikkat et vatanın ve milletin
bölünmez bütünlüğünü koruyacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin ediyor ve
sonra ne haltlar yiyor. Hani namus? Şeref? Yemin? Çok romantiksin.” Valla
haklısınız. Ne diyeceğimi bilemedim.
Atatürk’ü
fiziken yitirdikten sonra ve bilhassa 50’li yıllarla beraber bilinçli bir
şekilde Kemalist olmayı, Atatürkçü olmayı dar bir kalıba koymaya ve belirli bir
zümreye giydirmeye çalıştılar, çalışıyorlar. O zümreyi ise Atatürk ismini kendi
menfaati, siyasi ikbali için kullanan, toleranssız, çağı yakalayamamış, beton
kafa bir azınlık gibi gösteriyorlar. İşbu halde insanlar Atatürk’e hayran dahi
olsa fikren Kemalist’im diyemiyor. Tıpkı şu son zamanlarda “Türk’üm” demek
faşistlikmiş algısı yaratıldığı gibi. Birileri resmen aklımızla oynuyor. Kimi
zaman bir akademisyen, kimi zaman politikacı, kimi zaman gazeteci, kimi zaman
da halktan biri olarak karşımıza çıkıyor bunlar.
Bu
toplum mühendisliğinin başını algı yönetiminde çok mahir, hatta algı
yönetiminin yaratıcısı bir yerlerin çektiği yanlış değil. 21. Yüzyılda,
iletişim çağında emperyalizmin en güçlü silahı bu. Hele bir de yerli
işbirlikçileri varsa, hele bir de sen ayakta uyuyorsan adamların işi çok kolay.
Yavaş yavaş seni arzu ettikleri zemine taşıyorlar. Toplumu istedikleri hale
hazırlıyorlar. Farkında bile olmuyorsun yavaş yavaş ısınan suda haşlanıp ölen
kurbağa gibi.
Artık
aklını başına almalısın kardeşim. Bulunduğumuz coğrafyada farklı emelleri
olanların, emperyalistlerin ve elbette onların işbirlikçilerinin idealleri için
en büyük engel Atatürk ve Atatürkçülüktür. Haklılar da! Kemalizm’i bu milletin
usundan silmeden, onu itibarsızlaştırmadan, ona olan bağlılığı öldürmeden başarılı
olmaları zor. Bak el alemin devlet başkanlarını kaçırıyorlar da kıyametler
kopmuyor. Allah korusun. Bir ülke sevsin sevmesin devlet başkanını yedirir mi? Sevmiyorsan
da bu senin iç meselendir. Dışa karşı tek yumruk olmayı bilmen gerekir. Bu biraz
önce söylediğim milli şuurla ilgili bir konudur.
Yoksa
sen Kemalist değil misin?
Kemalizm
nedir? Kemalist nedir? Kemalistler kimlerdir? Bakalım mı? Hadi bakalım.
Kemalizm, kurtuluş mücadelemizin temellerinin atıldığı yıllarda İstanbul
yönetiminin, sarayın, padişahın Mustafa Kemal Paşa’nın liderlik ettiği düşünce
ve mücadeleyi destekleyenlere, etrafındaki güçlere verdiği isimdi. Hatta
vatanın bağımsızlığı mücadelesine girişmiş bu insanları küçümsemek için “Kemaliler”,
“Kemalciler” dedikleri de söylenir. Her geçen gün Mustafa Kemal Paşa’nın
etrafında kenetlenen ve güçlenen, vatanımızın işgaline karşı direnen vatanseverlere
İstanbul yönetiminin, saray yanlılarının dışında İngilizler, dış basın da “Kemalistler”
demeye başladılar. Bu hali destekleyen bir dolu yazılı belge ve görseller de malum
mevcut. Evet Mustafa Kemal Paşa ve liderlik eden kadronun etrafındaki
vatanseverler, düşmana karşı milli mücadeleye, kurtuluş savaşına girişenler Kemalistler
olarak anılırlar.
Kemalizm,
bugünkü yaygın deyişle Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk
İlkeleri'ni ve devrimlerini esas alan kurucu ideolojisidir.
Kısaca;
- devleti Atatürk’ün hayata geçirdiği şekliyle bilimi, teknolojiyi rehber edinmiş, tarımı, sanayiyi, üretimi çıkış yolu olarak görmüş, muasır medeniyetleri yakalayıp, geçmeyi hedef olarak benimsemiş, demokrasi, laiklik, sosyal adalet, hukuk temeli üzerine kurulu ulusal, üniter bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti,
- vatanı
Türkiye Cumhuriyeti toprakları olan,
- milleti
Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı ve bundan gurur duyan,
- bayrağı, Türk Bayrağı,
- milli
marşı, İstiklal Marşı olan herkes aslında Kemalist’tir.
Bunu
dillendirmekten “Atatürkçüyüm” ya da “Kemalist’im” demekten de geri
durmamalıdır.
