Peki
şu türden laflara ne denir? Şimdilerde her yerde karşıma çıkıyor. Gerçekten
sinir bozucu. Rahatsızlık verici.
“Osmanlı’yla
barışmak zorundayız.” ya da “Çocuklarımızın Osmanlıyı da ataları olarak bilmesi
lazım.” “Yok onlar kötü biz onları kabul etmiyoruz denmiş.” türünden laflar
ortalıkta dolaşıyor.
Bunlar
nasıl laflar? Biz Osman Gazi ile, Fatih ile, biz Çelebi Mehmet ile küs müyüz?
Ya da ben Yıldırım Beyazıt’ı atam olarak görmüyor muyum? Hangi Cumhuriyet
mensubu, hangi okul, hangi öğretmen, hangi idareci onlara kötü demiş?
Bunları
söyleyenler eğitimlerini bu memleketin okullarında almadılar mı?
Bak
ben sana şöyle söyleyeyim. Biz okulumuza gidip, derslerimizi çalışırken belli
ki birileri okuldan kaçmış, derslere girmemiş. Başka yerlere gidip, başka
işlere kanalize olmuş, derslerine çalışmamış. Birileri herhalde sen o okullara
gitme, orada Osmanlı’ya düşmanlık öğretiyorlar falan deyip, bunları tam tersi
bir düşmanlığa ikna etmişler. Bunun başka bir açıklaması yok.
Ya
da çok tehlikeli bir toplum mühendisliği yapılıyor. Böyle bir husumet varmış da
düzeltilmeye çalışılıyor diyerek Türkiye Cumhuriyeti Allah korusun başka bir
forma mı dönüştürülmek isteniyor?
Ben
doğruya doğru derim. Mesela Sayın Milli Eğitim Bakanı geçenlerde “Haçlı
Seferleri” değil, “Haçlı Saldırıları” denmesi lazım demiş. Amenna doğru!
Sonuçta bir askeri harekât, saldırı, turistik gezi değil yani. Haçlı
Saldırıları elbette denmeli. Nasıl bugün olmuş birileri Kıbrıs Çıkarmasını hala
işgal olarak görüp, lanse ediyor değil mi? Oysa ki biz tamamen oradaki Türk
nüfusa yapılan zulmü önlemek için gittik. Çok doğru da bir ismi var. “Kıbrıs
Barış Harekatı.” Ama ısrarla birileri halt ediyor, işgal diyor. Biz de çok
rahatlıkla “Haçlı Saldırıları” diyebiliriz. Demeliyiz. Sayın Bakan haklı. Niye
yumuşatıyoruz?
Ancak
Cumhuriyetin Osmanlıyla küslüğü ya da tanımaması gibi bir fikri ortaya atmak en
hafifinden büyük hata.
Ben
hepimiz gibi bu cumhuriyetin okullarında okudum. Okulumuzun duvarlarında, ders
kitaplarımızda şimdi sizinle paylaştığım görseller ve benzerleri vardı. Osman
Gazi’yi, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u
fethederek aynı zamanda bir çağı kapatıp bir çağı açtığını cumhuriyetin
okullarından, öğretmenlerinden öğrendim. Hepsi de zehir gibi öğretmenlerdi. Ne
güzel, ne idealist, ne vatansever öğretmenlerdi. Allah razı olsun.
Uzatmayacağım. Yeter sanki bugüne kadar Osmanlı'ya düşman bir nesil
yetiştirilmiş gibi, ya da Osmanlı ve Cumhuriyet düşmanmış gibi bir fikri
insanlara empoze etmeyin. Osmanlı’nın gerileme ve yıkılış dönemine yapılan
eleştirileri Osmanlı düşmanlığı gibi göstermeyin. Bu doğru değil. Artık
yetmeli, yetsin, yeter!







