17 Aralık 2023 Pazar

CADI KAZANI

 Siyasette öyle şeyler oluyor ki, öyle oyunlar, öyle dalgalanmalar oluyor ki koskoca örgütlerin tepesinde oturanların aymaz, beceriksiz, bu denli hesap kitap bilmez olduğunu düşünmek dahi istemiyorum. O ihtimali hemen siliyorum zihnimden. Olur mu hiç öyle şey? Lakin aksi savları, anlattıkları, iddiaları hiç ikna edici değil. Birinin aklına “ilke”, “ilkeli siyaset” kavramları sanki yeni gelmiş gibi. Diğeri “değişim” diye tutturmuş, seçim arifesinde çok acil lazımmış gibi. Apar topar genel başkanını indirmiş, ama üç beş ayda neyi değiştirip de halkı ikna edecek hiç bahsetmemiş, seçimi nasıl kazanacak hiç değinmemiş. Hoş delegenin oyunu almış. Bizim siyasetimiz maalesef böyle. Neyi, nasıl yapacağınızı anlatmadan insanları hamaset siyaseti ile ikna edebiliyorsun. Ver gazı gitsin. Genel Başkanlığı kapamadıysan da git hemen başka parti kur. Başka bir parti deyince gerek ideoloji olarak, gerek programın, gerekse pratikte dişe dokunur farklı politikaların olmalı değil mi? Yok biz de gerek yok. Dedim ya hamaset kafi. Hatipliğinde iyiyse ver gazı. Üç beş koparırım. Ben de sana sormazsam. Yoksa “hamaset siyasetinin” yanına “öç siyasetini” de mi koymalıyız? Sözümü yabana atma. İnsanın en en güçlü motivasyonlarından biri intikamdır. Yoksa diyorum milli menfaatlerimiz öç siyasetine kurban mı gidiyor?

Vallahi dikkatle, özenle takip ediyorum. Okuyorum. İzliyorum. Dinliyorum. Anlamaya çalışıyorum. Kimseye haksızlık da etmek istemiyorum. Lakin bu yaşananlar neyin hesabı? Kendimi ikna etmeye çalışıyorum. I-ıh! Olmuyor. Geçenlerde bir partinin yöneticisini dinliyorum. Israrla diyor ki; kutuplaşmayı, iki kutuplu siyaseti reddediyoruz. Alternatifler olmalı. Yine, yeniden günaydın. Bu yaklaşımı desteklerim de ne çare; şu anki sistemimizin dünyadaki başkanlık sistemleri ile alakası yoksa da; seçim sistemi iki kutuplu siyaseti desteklemektedir. Bunu başkanlık sistemine geçerken düşünecektiniz. Şimdi ne yaparsan yap genel seçimlerde ittifak yapmadan %51’i yakalamak hayal. Yerel seçimlerde ise senin karşındaki partiler ittifak yapıp sen yapmazsan ittifak yapan oyları da seçimi de alır. Senin seçim kazanman yine hayal.

Bir parti asgari nelere sahip olmalı ki tutunabilsin, gelip, geçici olmasın ve zaman içinde iktidar namzeti olsun. Şöyle bir geriye dönüp bakar mısınız? Kurulmuş ve varlığını sürdürememiş onlarca partiyi bir solukta sayabiliriz. Bir partinin finansman gücü varsa, farklı ideolojik zemini varsa, kurumsal kültürü olup, kurumsal süreçleri çalışıyorsa (ki bu zaten tutunmuş demektir) ya da son olarak ittifak, iş birliği, koalisyon fark etmez bir şekilde iktidarın bir ucundan tutabilme, güç sahibi olabilme imkanı varsa parti varlığını sürdürebilir. Buradaki iktidar ile kasıt sadece hükümet olma değil tabi. Dişe dokunur büyüklük ve adette belediyeyi kazanmış olmak da güç odağı olmak demektir. Bunlar yoksa bir partinin yaşama şansı bana göre yok.

Şimdi ne olacak?

Yine yeniden sözden dönmeler, tükürdüğünü yalamalar, çark etmeler, zigzag çizmeler olmaz, ağızlarından çıkan lafın arkasında durularsa yandılar. Siyaset sahnesinden en az iki parti yok olup, gidecek. Velev ki kapanmasalar dahi yüzde birlik ikilik, üçlük beşlik partiler haline gelecekler. İki parti tamam. Bir üçüncüsü de büyük hezimete uğrayabilir. Bazen bu yaşananların hedefinde CHP’mi var diye de düşünüyorum. Zayıflayan CHP sonrasını düşünmek bile istemiyorum. Muhalefetin tamamen yok olması demek her şekle, her tehdide açık olmak demek. Allah esirgesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ZAFER Mİ? FIRSAT MI?

Çok geçmişe değil şöyle 70’li, 80’li yıllara dahi baktığımda “iğneyi evvel kendine batır, sonra çuvaldızı başkasına.” diyen bir millet olduğ...