19.01.2026 Saat 22:25 TV’de bir haber programı izliyorum. İçeriği başka iken bir anda program Suriye’deki gelişmeleri vermeye başladı. ABD’nin gazı ve desteğiyle neredeyse Suriye’nin ortalarına kadar gelen PKK-PYD-YPG’yi Suriye ordusu sürerek Rakka’ya kadar gelmiş, girmişti. Haseke’ye ilerliyordu. Kamışlı zaten neredeyse son nokta. Bir gelişme olmazsa PKK-PYD-YPG’nin gideceği yer kalmayacak. Öyle bir hava var. Suriye’nin kuzeydoğusuna sıkıştılar anlaşılan. O kadar ki çok zorda kalınırsa Türkiye’ye kaçın mesajları verildiği söyleniyor. Bu gece belki de Suriye’de PKK’nın kontrolünde hiçbir yer kalmayacak. Türkiye ve Irak sınırının korunduğu, YPG’nin Türkiye ve Irak’a geçmesine müsaade edilmeyeceği, Suriye ordusuna teslim olmaya mecbur kalacakları anlatılıyor. Irak İçişleri Bakanı sınır boyunca önlem alındığını sınır geçilmeye çalışılırsa ateş açılacağını söylüyor vs.
E ne oldu şimdi? Rusya ve İran
Suriye’den çıkınca, Rusya’nın Akdeniz’e inme riski nispeten kalmayınca kısaca
Suriye’de Rusya, İran vb etkisi azalınca üstüne bir de Şara ABD’nin suyunda
hareket edince başkalarının atına binerek hayat sürme çabasında olanlar artık hep
olduğu gibi su nereye akarsa o yana akacak, at ne tarafa giderse o tarafa
gidecekler. Ha at üstünden atarsa da düşüp bir yerlerini kıracaklar. Suriye’nin
kuzeyinde küçücük bir bölgede kendilerini korumaya çalışacaklar. Orada yerleşim
birimlerinin yoğunluğundan dolayı Suriye ordusunun diğer bölgelerde olduğu
kadar yoğun saldırı yapamayacağı, bölgenin bir anlamda kalkan gibi
kullanılacağı yorumu da var.
Ah halklar, ah çoluk, çocuk, ah masumlar.
Olan yalnızca size oluyor. Farkında mısınız? Birilerinin sanki sizin
haklarınızın peşinden koşuyormuş gibi davranarak, seni de öyle aldatarak kendi
çıkarları peşinden koşarken yarattığı kaos ortamları, silahlı çatışma
ortamları, savaş ortamlarında iyi yada kötü ne hak ettiğin sağlık hizmetini
alabiliyorsun, az ya da çok ne eğitim hakkından bahsediliyor, açlık sefalet
zaten diz boyu. Bırak fırsat eşitliğini falan, komik olma. Canının derdine
düşüyorsun. Silahlı insanlar sokak aralarında dolaşırken bırak dışarı kafanı
çıkarmayı perdeyi dahi açamıyorsun. Maalesef gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet
içinde, şahsi menfaatleri için her haltı yiyenler sizleri bu elim sonuca
sürüklüyorlar. Oysa insan sobanın sıcak olduğunu elini sobaya değmeden, elini yakmadan
da anlar. Elini yakan birini görmesi kafidir.
Olacak gibi değil sıcak saatler
yaşanıyor. Şimdi Şara Trump ile yaptığı görüşmeyi açıkladı. Trump ile
Suriye’nin bütünlüğü noktasında mutabık olduklarını, bütünlüğü sağlamak için
gerekenin yapılacağını ve devlet bütünlüğü içinde Kürtlerin de haklarının
gözetileceği söyleniyor. Şimdi muhabir Suriye ordusunun elindeki askeri
araçların çokluğuna inanamadığını bu kadar sürede bu kadar aracın nasıl temin
edildiğine şaşırdığını, araçların peş peşe bölgeye doğru gittiğini, ardı
arkasının kesilmediğini söylüyor. Bölgede PKK PYD YPG boşa bastı. Güvendiği
karlara karlar yağdı. ABD yüzüstü bıraktı.
Peki ya Türkiye’de, Türkiye’yi
karıştırmaya çalışanlar, yukarıda bahsettiğim gaflet, dalâlet ve hatta hıyanet
içinde olanlar, para, pul, şahsi menfaat, kendi rahatının peşinde koşanlar, Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak
hiç fark etmez tüm Türk vatandaşlarının eşit vatandaşlık haklarını,
kazanımlarını Allah korusun kaybedilmesi riskini nasıl alırlar? Bulunduğumuz
coğrafyada imkanları en geniş, bölgenin en modern, iyi ya da kötü demokrasisi,
hukuku, eğitimi, sağlığı olan ülkesinde bu ülkenin asli unsuru, eşit vatandaşı
olma hakkını elinde tutan, İstanbul’daki vatandaşının Van’daki, Kars’taki, Ankara’daki,
Tunceli’deki vatandaşının, Çorum’daki, Edirne’deki, Erzurum’daki, Batman’daki, Şanlıurfa’daki
vatandaşından farklı olmadığı gerçeğini nasıl görmezden gelirler? Hak arayışı,
insan hakları vb maskeleri ile ayrılıkçı kafa “sözde” öncüsü olduğunu iddia
ettiği insanların, son derece problemli, kaotik bir bölgede mukayese götürmez
en güvenli limanında yaşama şansını kaybetmeleri ihtimalini nasıl görmezden
gelirler. Afganistan’ı, hemen yanı başındaki Irak’ı, Mısır’ı, Libya’yı, yine
burnunun dibindeki Suriye’yi, insanların, masum insanların onlarca yıldır süren
perişanlıklarını, yurtlarını, yuvalarını bırakıp gitmelerini nasıl görmezden
gelirler? Ya da görürler de umurlarında değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder