Milli şuur
asılsızlık, tabansızlık olmadığı gibi
gösteriş yada şovenizm de değildir.
Milli şuur çakma hamaset hiç değildir.
Sen; seni her
izlediğinde kan ter içinde bırakan,
beyninin yanıp, yüreğinin kavrulmasına sebep,
duyduğun ızdırabın kan olup, gözlerinden akmasına sebep,
yalnızca gözü değil, beyni de fersiz,
kullandığı kelimenin, kurduğu cümlenin,
söylediği sözün nereye gittiğinden habersiz
milli şuurcu şuursuzlara bakma.
Milli şuur zigzag
çizmez.
Milli şuur düzdür, kıçı başı oynamaz.
Milli şuur için vatan vatandır, bayraksa bayrak.
Evirmece, çevirmece,
kıvırmaca yoktur.
Milli şuur için terörist teröristtir.
Bebek katili bebek katili,
vatan haini ise vatan hainidir.
Milli şuur;
10 Kasım’da,
o kara soğukta
saat dokuzu beş geçe,
bir inşaat iskelesinde,
yerden belki 10 metre yükseklikte,
saygı duruşuna geçen inşaat ustasıdır.
Ucu direğe sıkışmış ay
yıldızlı al bayrağı
göklerde özgürce dalgalansın diye
sıkıştığı yerden kurtarmaya çalışan yaşlı teyzedir milli şuur.
Milli şuur;
bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken,
İstiklal Marşını duyunca,
bahçenin ortasında çivi gibi çakılıp,
marş bitesiye
tepeden tırnağa sırılsıklam olan öğrencidir.
Garip ama henüz dili tam
çözülmemiş,
boyu 1 metre bile yok,
lakin ablalarının, abilerinin karşısına geçip,
yırtınırcasına “Tüyk’üm, doyyuuyum, çalışkanım” diye haykıran yavrucaktır milli şuur.
Milli şuur;
bir sosyal deneyde,
yatık şekilde yere bırakılmış Atatürk portresinin
yana yatmış halinden rahatsız olup, düzeltirken
bastonuna tutunarak ancak ayakta durabilen yaşlı amcadır.
Samsun’dan gelen Can Bayrağı,
Kan Bayrağı,
yağmur, çamur, soğuk demeden,
sırılsıklam olmayı, üşümeyi umursamadan
kendinden sonrakine taşıyan yiğittir milli şuur.
Milli şuur
Akdeniz’de bir kısrak başı gibi uzatan vatan toprağında,
aynı semanın, ayın yıldızın, al bayrağın altında,
ona zerre halel getirmeden,
aslın ne, astarın ne demeden,
nereden geldin, nereye gidersin demeden,
biz demeyi bırakıp sen ben demeden,
can cana, kan kana, yan yana
tek yumruk yaşamaktır.
asılsızlık, tabansızlık olmadığı gibi
gösteriş yada şovenizm de değildir.
Milli şuur çakma hamaset hiç değildir.
beyninin yanıp, yüreğinin kavrulmasına sebep,
duyduğun ızdırabın kan olup, gözlerinden akmasına sebep,
yalnızca gözü değil, beyni de fersiz,
kullandığı kelimenin, kurduğu cümlenin,
söylediği sözün nereye gittiğinden habersiz
milli şuurcu şuursuzlara bakma.
Milli şuur düzdür, kıçı başı oynamaz.
Milli şuur için vatan vatandır, bayraksa bayrak.
Milli şuur için terörist teröristtir.
Bebek katili bebek katili,
vatan haini ise vatan hainidir.
10 Kasım’da,
o kara soğukta
saat dokuzu beş geçe,
bir inşaat iskelesinde,
yerden belki 10 metre yükseklikte,
saygı duruşuna geçen inşaat ustasıdır.
göklerde özgürce dalgalansın diye
sıkıştığı yerden kurtarmaya çalışan yaşlı teyzedir milli şuur.
bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken,
İstiklal Marşını duyunca,
bahçenin ortasında çivi gibi çakılıp,
marş bitesiye
tepeden tırnağa sırılsıklam olan öğrencidir.
boyu 1 metre bile yok,
lakin ablalarının, abilerinin karşısına geçip,
yırtınırcasına “Tüyk’üm, doyyuuyum, çalışkanım” diye haykıran yavrucaktır milli şuur.
bir sosyal deneyde,
yatık şekilde yere bırakılmış Atatürk portresinin
yana yatmış halinden rahatsız olup, düzeltirken
bastonuna tutunarak ancak ayakta durabilen yaşlı amcadır.
yağmur, çamur, soğuk demeden,
sırılsıklam olmayı, üşümeyi umursamadan
kendinden sonrakine taşıyan yiğittir milli şuur.
Akdeniz’de bir kısrak başı gibi uzatan vatan toprağında,
aynı semanın, ayın yıldızın, al bayrağın altında,
ona zerre halel getirmeden,
aslın ne, astarın ne demeden,
nereden geldin, nereye gidersin demeden,
biz demeyi bırakıp sen ben demeden,
can cana, kan kana, yan yana
tek yumruk yaşamaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder